Adıyaman 1 Şubesi
849 | | | 17-01-2021
SÜMEN ALTI 1 / Konuşmak ve Susmak
Bedir YAMAN

Konuşmak vergi, susmak alışkanlıktır. Hak olanın ne olduğunu öğrenerek hak olanı konuşmak âdemi bir vergi, insani bir sorumluluk ve imani bir vazifedir. Konuşmak gözleri kızarmış, dudakları morarmış suskun bırakılmışların sesi olmak adına insani, “emr-i bi’l ma’ruf nehy-i ani’l münker” emri gereği imanidir. Kınayıcının kınamasından korkmadan konuşmak Müslüman ahlakı gereğidir. Hem “sadece kalbimle buğz edip neden imanın en zayıf halkasında kıvranayım itirazıdır” konuşmak. Konuşunca ne olacak ki? Konuştun da ne oldu ki? Konuşsan kim duyar ki? Çaresizliklerinden kurtuluştur konuşmak. Zulme rızanın da zulüm olduğu, “susma sustukça sıra sana gelecek”in de gerçek olduğu göz önüne alındığında doğruyu konuşmanın değeri ve gerekliliği daha çok anlaşılacaktır. Susmak müstehaklıktır. Susmak kolaycılık ve aymazlıktır. Konuştuğu için yargılanır, sustuğu için yanar insan; o halde yanmaya razı olmamak gerek. Susmak  bir çok psikolojik rahatsızlığa kuluçkadır. Durgun su yosun tutar yosun yoksunluktur. En ötesi de susmak zulme rızadır. Zulme rıza; zalime yataklıktır.

Konuşmak vicdanın özgürlüğü; susmak ise vicdanın esaretidir. Bazı durumlarda makama talip olanların susmayı, mevkiye talip olanların ise konuşmayı tercih ettiği görülür. Ki o mevki mazlumların mevzisi olmalıdır. Aksi halde kendisi için susulan makam ve kendisi için konuşulan mevzi yulardan öte bir şey değildir. Konuştuğu için darağacına giden nice insan, sustuğu ve pustuğu için nar ağacından yiyen nice Müslümanım diyene de şahit olmaktayız.

O halde neyi, nasıl ve ne zaman konuşmalıyız?

Bu anlamda konuşmanın iki ana boyutu vardır. Birincisi bir birey olarak konuşmak, ikincisi örgütlü bir güç, bir teşkilat olarak konuşmak. Bir birey olarak hakkı söylemek ve doğruyu konuşmak genel anlamda şahıslar üzerinde etkili olunabilecek bir durumdur. Ancak toplumlar ve sistemler boyutu ile düşünüldüğünde ve hakka evrilme ekseninde değerlendirildiğinde örgütlü güç ve teşkilat diliyle ve gücüyle konuşmak ve eylemde bulunmak şarttır.

Tüm bu hakikatler bizi Memur-Sen teşkilatının yapısına taşımaktadır. Kuruluş felsefesini merhum Kurucu Başkanımız Kudüs Şairi ve Bilge Sendikacı Mehmet Akif İNAN başkanımızın; “Hangi düşüncede hangi fikir kampı içerisinde yer alırsa alsın, onun bir insan olarak kabul edilmesi lazım ve inancından dolayı horlanmaması, kınanmaması, ayrı muamelelere tabi tutulmaması lazımdır. İsterse benim inancımın tam zıttı olsun, ben ona hakkı hayat tanınmasının da KAVGACISIYIM.” düsturundan alan Memur-Sen ve Memur-Sen’in lokomotif gücü Eğitim-Bir-Sen; insani, imani ve ahlaki görevim olan, hakkı haykırmanın gür sesidir.

Sümen altında bırakılmış, kapı arkasına atılmış, halı altına süpürülmüş söz hakikat değildir. Dile gelmiş, eyleme ermiş her haklı söz, menzile varmamış olsa bile hedefi gösteren işaret fişeğidir.

Ey Rabbim! bizi Hakk’ı hak bilip Hakk’a ittiba olan, batılı da batıl bilip batıldan ictinap olanlardan eyle, duasıyla…

Tüm Yazılar
1 SÜMEN ALTI 1 / Konuşmak ve Susmak
2 Dava Bilinci ve Sendikacılık